DUYAN VAR MI?

Hepimiz üzgün, ürkmüş, çaresiz ve güvensiz, tehlike karşısında tek başına bırakılmış çocuklar gibiyiz....

Hepimiz kendimizi suçlu hissediyoruz, günlük hayatımızda yaptığımız her davranıştan ötürü.         

İNSANIZ!...

Duygusal insan; kendisinin çektiği acıyı konuşur, Duyarlı insan; başkalarının acısını hissedip onun ihtiyaçlarını karşılamayı kendisine görev bilir. Duyarsız insanlar ise; başkalarının acılarına kayıtsız kalır. ELBETTE! Yanındaki depremzedenin iç çekişlerine ve ağlamalarına kayıtsız kalıp telefonu ile oynayan Vekilleri de insanlıktan nasibini almamış yaratıklar olarak tanımlayabiliriz.....

Cumhuriyet Tarihinin en büyük felaketinde Siyaset yapmak kabul edilemez bir durum. "SİYASİLERİ ŞAŞKINLIKLA İZLİYORUM." Menfaati olmayınca ölü taklidi yapmak ise utanç verici. Bu arada merak etmeyin kendi çıkarları için bir pozisyon olursa hemen çıkarlar ortaya.

Türkiye'de yaşıyorsa; Halkın kendini çaresiz hissetmesi gayet normal. 1999 Marmara Depremini bizzat yaşadığım tecrübelerimden biliyorum. Şu anki depremden tek farkı televizyonların tüplü olması.

Denetimsiz ve kaçak yapılan binalar, Organizasyon ve Ekiplerin eksikliği, Duyarsız Devlet, Eğitimsiz ve Bilinçsiz Halk olduğu sürece bir arpa boyu yol gidemediğimiz apaçık ortada...

İnsanın acı ile darmadağın olduğu bu son günlerde; İnsanın İnsana Umut Yolculuğunun en önemli görüntülerini de gördük. Sadece beden olarak yaşayan insan formundan içimizde ışık gibi parlayan insanlığa köprü kurduk. Bu ışık ile çoğumuz uyandık. Birbirimizi uyandırmaya çalıştık. Kavgaları, Nefreti, Yorgunluğu, Küslükleri bir kenara bırakıp elden ele taşıdığımız kolilerde aslında YAŞAMI TAŞIDIK.

Bir olalım - Birlik olalım diyerek içimizdeki birlik ateşini hatırladık. Sen olmazsan benim olmamın bir önemi olmadığını, yaşamı yaşam yapan şeyin "İNSANCA HEP BİRLİKTE YAŞAMAK" olduğunu hatırladık.

Şimdi birlik olmak, çalışmak, üretmek, kenetlenmek vaktidir. Evi olmayana Ev olmak, Umudunu kaybedenlere Umut olmak, Kimsesiz olana Her şey olmaktır... Bir olmak, benden bize dönüşmek köklerimizde saklı.

Hepimiz aynı candan, aynı kandanız çünkü. Bir olarak, yaşamın kıyısında olduğumuz gerçeği ile her an elimizi diğer başka bir eli yakalayacak kadar yakınında hazır tutmalıyız. Yaratıcının ve Yaratımın bir parçası olduğumuzu düşünüyorsak; yıkıldığımız yerden yeniden kalkmayı, yok olan şeyleri yeniden var görevimiz sayarak yaşamalıyız.

Dünyanın hikayesinde yer alan kahramanlar olarak, Dünyanın döngüsünü hatırlayıp ders çıkarmalıyız.

Geleceğin mimarları olarak Türkiye'yi yeniden inşa ederek geleceği daha sağlam oluşturmalıyız. Birlik olduğumuz bu günlerde, binlerce yıl sonrakilere bilgilerimiz ile el uzatmalıyız....

Felaketler; Unutkanlıktan, Aymazlıktan ve Nihayetinde Cahillikten beslense de,

Gerekli olan değişim için önemli KATALİZATÖRLERDİR.......

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Yasemin Çiftçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Şehir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Şehir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Şehir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Şehir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.