Kayıp çocuklar, evsiz aşsız insanlar, akıllanmayan siyasetçiler!

Asrın felaketinin birinci yılı. 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş'ta meydana gelen ve tüm Türkiye'yi etkileyen iki depremin ardından bir yıl geçti. Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki iki deprem, derin izler bırakarak büyük bir acıya neden oldu. 120 bin kilometre karelik alanda 14 milyon vatandaşın doğrudan etkilendiği, 53 bin 537 kişinin hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandığı depremler 11 il, 124 ilçe, 6 bin 929 köy ile mahallede ağır yıkımlara yol açtı.

Kimileri son kez akşam yemeğini yedi, son kez ailesiyle TV karşısında çayını içti, kimileri helalleşti, kimileri küskün olarak son kez yattılar yataklarına. Bir yıl önce bugün uyuyup uyanamadı sevdiklerimiz.

Kıyametten sonraki 365 günde yaşanan felaketin yaraları sarılmaya çalışıldı. Lakin yaramız kabuk bağlamadı, hala kanıyor. Harabeye dönen kentlerde konut yapımı, ekonominin ayağa kaldırılması, kayıp depremzedelerin bulunamaması, halkın matemleri ile yaşamayı öğrenmesine destek olunması konularında yetersiz kalındı.

Geçen 365 günün ardından hala çadırlarda yaşayan depremzedeler var!

İnşaat Mühendisleri Odası 6 Şubat depreminin birinci yılında Türkiye genelinde eş zamanlı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, afetin ardından bir yıla dönüp bakıldığında “ciddi bir çalışmanın yapılmadığı” belirtilerek, seçim öncesi verilen taahhütlerin ötelendiği ifade edildi. “Siyasi iktidarın deprem sonrası kentlerin yeniden ayağa kaldırılması, hayatın normale döndürülmesi doğrultusunda 319 binin bir yıl içerisinde teslim etmek kaydıyla 650 bin konutun yapılacağı yönündeki beyanlarının oldukça gerisinde kaldıkları görülmektedir. Kısa vadede bitirilip teslim edilebilecek konut miktarı TOKİ verilerine göre 25 bin civarındadır. Bu durum siyasilerin geçen yıl verdikleri sözlerin veya ortaya koydukları hedefin ancak yüzde 8’ine tekabül etmektedir." denildi.

Daha ne kadar bekleyecek bu insanlar üzerinde çatı olan bir evde oturmak için? Çadırlarda çıkan yangınlarda kaç can kaybedeceğiz, yağan yağmurlarda ne kadar ıslanıp su basacak bu çadırları? Daha kaç çocuk sağlıksız ortamda büyümeye terk edilecek? İvedilikle depremzedelerin konut ihtiyacının giderilmesi gerekiyor, toplanan deprem yardımı paraları bunun için değil miydi? Gelen yardımlar bunun için değil miydi?

Ekonomide normalleşme bu hızla 2026 yılını bulacak!

Depremin yaşandığı 11 ilin toplam üretim ve ihracatındaki gerileme devam ediyor. Türkiye genelindeki 150 bin mal ve hizmet ihracatçısının 9 bini deprem bölgesinde yer alıyor. Geçen bir yıllık süreçte, deprem bölgesindeki 11 ilde resmi kayıtlara göre 2,7 milyar dolarlık kayıpla ihracatta yüzde 13 daralma yaşandı. İhracatta en çok düşüş yaşayan sektörler sırasıyla çelik, tekstil, kimya, meyve sebze mamulleri, demir ve demir dışı metaller sektörleri.

Üretim başka kentlere kayıyor, göçler kalıcı hale gelebilir. Depremin yaşandığı 11 ilde yatırımların sürdürülmesi için özel politikaların belirlenmesi ve uygulamaya alınması gerekiyor. Nitelikli iş gücünün bölgeye çekilmesi için teşvik edici uygulamalar hayata geçirilmeli. Depremin ardından ekonomik sorunlarla zorla ayakta durmaya çalışan işletmelere destek için sadece teşvik paketindeki vergi indirimleri devam ediyor. Bölgede istihdamın korunması, maliyetlerin karşılanması ve dış pazarlara açılabilmesi için desteklere ihtiyaçları var.

Bakan 'kayıp çocuk yok' demişti! Bir yıldır sevdiklerini arıyorlar..

Depremlerin ardından kimi enkaz altında kalan yakınlarına ulaşamadı, kimi de enkazlardan çıkarılan ve ambulansa bindirilen yakınlarını bir daha bulamadı. Depremden etkilenen kentlerdeki hastaneler kullanılamaz hale geldiğinden yaralı depremzedeler komşu illere sevk edilmişti. Bu durum kayıpların artmasını ve bulunmasını zorlaştırdı. Aileler yakınlarını aylarca hastaneler, mezarlıklar ve çeşitli ilgili kurumlarda aradı ancak bir sonuç alamadı. Depremzedeler aile mezarlıklarında ve sosyal medyada kayıp yakınlarını arıyor.

Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınlarıyla Dayanışma Derneği (DEMAK) Genel Sekreteri Sema Güleç: "Bize 38'i çocuk 145 kayıp başvurusu yapıldı. Bu kişilerden 5'i 'gaiplik' aldı." dedi. Diğer STK’ların açıklamalarına göre 6 Şubat depremleri sonrasında kaybolan çocuk sayısı 1000’e yakın. Çocukların yaşları ise 3.5 ila 16 arasında değişiyor. Mehmet Akif Koşar 8 aylık, ağabeyi Mustafa Kemal Koşar 3 yaşında. Rönesans Rezidans'ta yaşayan çocuklar depremde anneleri Tuğba Koşar ile birlikte kayboldular. 5 yaşındaki Güney Sabri Emir ve 15 yaşındaki Deniz Emir de Rönesans Rezidans’ta kaybolanlardan. Anne Şengül Emir (45) ve baba Aydın Emir (53) de kayıp. Ve daha birçok kayıp can. 6 Şubat 2024’te hepsi ölü ilan edilecek!

‘Çocuklar beyaz bir arabaya bindirilip kaçırıldı iddiası’

Kayıp yakınlarının neredeyse hepsi ifadesinde “En son beyaz bir otomobile bindirilirken görüldü. Bir daha da haber alınamadı.” dedi. Bir tırnağa, kemik parçasına razı olan bu insanlara, tek istekleri yakınlarını bulmak olan bu insanlara Aile Bakanlığı “beyaz araba” iddiasından haberdar olduklarını ancak teyit edemediklerini söyledi ve konuyu kapattı.

‘Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı: Bir kayıp çocuk bile yok'

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş 11 Ocak günü katıldığı bir toplantıda sosyal medyada gündeme getirilen ‘kayıp depremzede çocuklar’ iddiasını yalanladı. Göktaş “1912 çocuğumuzdan bir tanesinin bile kayıp olması durumunun söz konusu olmadığını tekrar ilan ediyorum” dedi.

‘Depremde kaybolan çocuklar araştırılsın’ önergesine AKP ve MHP’den ret

İYİ Parti’nin depremde kaybolan çocuklar için geçtiğimiz ay Meclis’e verdiği araştırma önergesi AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Kayıp çocukların bulunmasını nasıl istemezsiniz? Öneriyi nasıl reddedersiniz? O canlar hepimiz canı. Siz o koltuklarda o canların hakkını savunmak için oturuyorsunuz. Aklım alıyor da yüreğim anlamıyor bunu; sizin yüreğiniz hiç mi acımadı. Çocuklarınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz?

6 Şubat 2023, 04:17! Harabe... Kayıp... Matem...

Bu ülke, Kocaeli 99 depremini yaşadı. Depremin ardından geçen 24 yılda kentimizde depremden etkilenen birçok binanın yıkımı daha geçtiğimiz yıl yapıldı. Deprem ve afetlerde ulaşım koordinasyonu için planlama yapılacak sempozyumlar yine geçtiğimiz son bir iki yıl içerisinde yapıldı. Ekonomik sıkıntılar devam ediyor. Kayıplar hala bulunamadı, yaralar hala kanıyor. Ülke olarak, siyasiler olarak hep plan yapmayı seviyoruz ama iş icraata gelince ortada elle tutulu bir çalışma olmuyor ne yazık ki.

6 Şubat depreminin üzerinden de bir yıl geçti. 99 depreminde olduğu gibi asıl sorumlular cezalandırılmadı. İl ve ilçe belediye başkanları, yardımcıları, tüm çalışanları ile birlikte imar, yapı müdürlükleri ve yine tüm çalışanları ile birlikte özel yapı denetim firmalarının tamamı tutuklanmalıydı, hepsi hesap vermeliydiler.

Sırrı Süreyya Önder Türkiye’deki imar yapılanması ile ilgili çok mükemmel bir söz söylemiş; “Türkiye'nin en büyük terör örgütü imar şebekleridir. Bunlar kadar örgütlü, sinsi, hayatın her alanına sirayet eden ve yıkıcı başka bir şey yok. Bütün partiler, benim partim dahil, imar komisyonlarında sessiz sedasız iki dakikada anlaşır; herkesin adamı korunur, planları onaylanır. Çünkü bu ülkede siyaseti inşaat finanse eder. Çünkü bu ülkede inşaat, yağma ve talanın aracıdır.” demişti. O kadar haklı ki..

Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein'in kız çocuklarına cinsel istismar ağı oluşturduğu 'pedofili adası' skandalında; Epstein'ın pilotu Nadya Marçinko Türkiye'den kız çocuklarının ABD'ye kaçırıldığını itiraf etmişti. 99 depreminin ardından bölgeye gelen eski ABD Başkanı Clinton'ın ülkesine dönüşünün ardından bazı çocukların ortadan kaybolması, Epstein yapılanmasının Adnan Oktar yapılanması ile benzerlik göstermesi, 6 Şubat depreminde çocukların kaybolması “Çocuklar kaçırılıyor” iddiasını güçlendiriyor ve gündemde tutuyor. Tabii bir de organ mafyası da gündemde. Tüm bunlar olup biterken, bu kadar yaralı yürek kayıp can varken Aile Bakanı “Kayıp yok” diyor, araştırma önergesini AKP ve MHP milletvekilleri reddediyor.

Herkes suçlu! Kimse tek suçlu hükümet demesin, işini gereği gibi yapmayan herkes, iş yaptım diyenleri doğru denetlemeyenler, denetçilerin yaptıklarını üstün körü!! İnceleyenler, kayıpları yok sayanlar, ekonomiyi canlandırmayanlar, deprem için sadece fay hattı haritalarını güncelleyip halkı doğru bir şekilde eğitecek, koruyup kollayacak sistemleri kurmayanlar.. Herkes suçlu.

Kaç deprem yaşadı bu ülke. Biz de Japonya gibi deprem ülkesiyiz, neden hala yasalarımız, eğitim sistemimiz, uygulamalarımız eksik, yanlış ya da hiç yok.  

Yerel seçimlere çok az kaldı. Hangi aday seçim vaadi olarak ilk sıraya depremi koydu ve kazansa sözünü tutacak?

Bir daha depremi yaşasak aynı şeylerin yaşanmayacağını garanti edebiliyor mu belediyelerimiz, Meclisimiz? Tüm gerekli yöntemler, kurallar belirlenip yasalaştırılarak uygulamaya alındı mı? Eğitim sistemini değiştirmekten bahseden Eğitim Bakanı gerçek manada deprem eğitimini sisteme ekleyecek mi? Toplanan deprem vergisi doğru amaçla kullanılıyor mu? Depremlerin ardından geçen bunca zaman içerisinde doğru dürüst hiç bir iyileştirme yapılmamış, hâlâ kuru bir kaç sözle anıp, ilanlar yayınlayarak geçiştiriliyorsa yaşananlar, ders alınmamışsa, durum çok vahim demektir..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar F. Zehra Korucuoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Şehir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Şehir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Şehir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Şehir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.